Ne korku, ne umursamazlık, artık İzmir için umut zamanı !..

Kategoriler: Basın toplantısı

İzmir bu yerel seçimlerde kendilerine hayal satanlardan,
pazarlayanlardan kurtulacak.
Bunun sinyallerini sahada çok net görüyoruz.

Herkes sosyal medyada acaba bugün ne yayınlanacak diye beklerken, Ülkemizde her gün yeni bir oluşumla karşılaşıyoruz.

Geçtiğimiz hafta terörist başının Diyarbakır’da okunan mektubuna ses çıkartamayanlar, Kandil’den video konferans imkânını da sağlayarak saflarını belli ettiler.

İktidarın Oslo anlaşmaları neticesinde teröristlere karşı devam eden bu sessizliği sınır ötesi diğer terörist gruplara da cesaret verdi. Artık onlar da Süleymanşah Türbesi’nin boşaltılması yönünde tehditler savurur hale geldiler. Yine geçtiğimiz hafta Niğde’de güvenlik güçlerimize hain saldırı gerçekleştirenlerin sınır ötesinden ellerini, kollarını sallayarak geldikleri tespit edildi. Ardından halen uçuş izleri kamuoyu ile paylaşılmayan Suriye uçağı düşürüldü. Yerel seçim öncesi sınır ötesi harekât planlayanlar bilmelidir ki; bu siyasî şark kurnazlıkları oylarını artırmaya yetmeyecektir. Oy uğruna Mehmetçiğimizin canına kastedecek böyle bir girişim, seçimler öncesi ülkemizi ateşe atmak olacaktır.

Son derece başarısız yürüttükleri politikalar sonucunda bugün ülkemiz;
- Radikal Dinci Terör Örgütlerinin Cihat yapılacak ülkeler listesine girdi,
- Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizle birlikte, ülke genelinde bölücülerin ayaklanmasına doğru hızla ilerleyen,
- Çok ağır bir ekonomik krize doğru hızla yol alan bir ülke durumuna geldi.

Tüm bunlara duyarsız kalan Başbakan’ın 20 Mart 2014’de Bursa’da yaptığı ‘Twitter’ın kökünü kazıyacağız’ açıklamasının ardından sosyal iletişim ağı Twitter’a erişim engellendi.

Bilinmelidir ki; bağımsız yargıya talimat veren Başbakan ile talimat üzerine var olmayan veya yok hükmünde olan kararlara itibar edenler suç işliyorlar. Hukukun üstünlüğü 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarından sonra üstünlerin hukuku haline getirildi.

Türk milleti asırlardır ne zaman ayağına prangalar vurulmaya çalışılsa, onurlu bir özgürlük mücadelesine girişti ve başarılı oldu. Türk milleti bu yasaklara asla boyun eğmeyecek ve gereken cevabı 30 Mart yerel seçimlerinde verecektir.

Son iki aydır bir tarafta yasaklarla, diğer tarafta korkutmalarla İzmir’de seçim kazanmaya çalışan iki farklı zihniyet görüyoruz.

11 yıldır oraya buraya beton dökerek bol miktarda çılgın proje açıklayanlar; her ne hikmetse eğitimde fırsat eşitliği sağlayamadılar, eğitimin kalitesini yükseltmeyi tasarlayamadılar. Rant peşinde koşmak yerine; düzgün bir teşvik sistemi hayata geçiremeyip, araştırma ve teknolojiye yatırım yapmayı özendirmeye uğraşmadılar.
Ülkemizin yerli üretime yönelik yeni yatırımlar yapmadan; sadece yollarla, köprülerle, AVM’lerle kalkınacağını düşünenler, rantları uğruna ülkemizin kıt kaynaklarını heba ediyorlar.

Bu düşüncenin temsilcisi İzmir Adayı, Bakanlığı döneminde bir yandan denizcilik sektöründe Türk armatörlerin gemilerinin Türk Bayrağı’na geçmesi için kanun çıkartırken, diğer yandan ailesinin gemilerini yabancı bayrak altında tutmayı sorun olarak görmüyor.

Gemiciklerine yeni rant limanları arayanlara İzmir, bu yerel seçimlerde limanlarını açmayacak ve ‘dur!’ diyecek. Haklarındaki hukuksuzluk ve yolsuzluk iddialarını hukukî yollarla gün ışığına çıkarmak yerine, mahkeme kararlarıyla sosyal iletişim ağlarını engellemeye çalışanlar İzmir’e hangi yüzle aday olabildiler.
İzmir hukukun üstünlüğüne ve adaletin herkes için eşit olduğuna tam inanmış bir şehrimizdir.

Seçilirse İzmir’e dünyanın ünlü şirketlerini getirebileceklerini vaad edenlerin ülkemizde oluşturdukları risk nedeniyle yabancı bir otomobil firmasını ellerinden kaçırdıklarını da söylemeleri gerekiyor. Firma 1,1 milyar dolarlık yatırımını Polonya’ya kurma kararı verdi.

Diğer yandan; İzmir’e korku algıları salarak seçim kazanmayı ümit edenlerin, önce 10 yıldır 18 kez açacakları tarihi verip, açamadıkları metroyu bitirebilme başarısını göstermiş olmaları gerekir. İzmir’de başarısız geçen on yıllarını bugün Atatürk’ün gölgesiyle örtmeye çalışanlar İzmir’e haksızlık ediyorlar. İzmir’in geleceğini borç altına sokan mevcut belediyecilik anlayışı, yerel seçimlerden sonra İzmir’in sırtına bıraktıkları bu borç yükünü, İzmir’in nasıl ödeyeceğini neden söyleyemiyor ?

Birinci dereceden sorumlu oldukları kentteki trafik yoğunluğu sorununu mülkî idare amirine bağlamak, alt yapı sorunlarını genel hükümete yüklemekle belediyecilik ve hizmet anlayışı olmaz. Herkes sorumluluklarından kaçmadan geçmiş 10 yılın hesabını İzmir’e vermelidir.

İzmir bu yerel seçimlerde kendilerine hayal satanlardan, pazarlayanlardan kurtulacak. Bunun sinyallerini sahada çok net görüyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi samimi, güvenilir ve tertemiz 45 yıllık mazisiyle İzmir’de her geçen gün daha çok konuşulur ve tercih edilir duruma geldi.

Çünkü İzmirliler her seçim döneminde bu iki partinin klasikleşmiş, hesap vermeyen ve samimiyetsiz söylemlerinden bıtmış durumda. İzmir ciddî hizmet bekliyor, İzmirliler daha çağdaş, daha nefes alınabilir bir kent özleminde.
Bu yüzdendir ki Milliyetçi Hareket Partisi’nin ‘üretken belediyecilik’ anlayışı İzmir’i etkiledi. Milliyetçi Hareket Partisi’nin yönetiminde olan kentlerimiz İzmir için teminat ve örnektir. Bu seçimlerde, o kentlerde yaşayanların tercihi bu nedenle yine artarak Milliyetçi Hareket Partisi olmaktadır.

TBMM’de her çalışmamızın içinde muhakkak İzmir var. Bugüne kadar İzmirli girişimcilerimizin, esnaf ve sanatkârımızın, çiftçimizin, muhtarlarımızın, göçmenlerimizin, çalışan ve emeklilerimizin sorunlarına TBMM’de gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla çözümler getirdik.

Bunlar arasında; Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Eylül ayından bu yana ödenmeyen taşımalı eğitim ücretlerinin ödenmesini sağladık.

Esnaf ve sanatkârımızın belediyelere ödemek zorunda kaldıkları yüksek orandaki reklâm, harç, işgaliye gibi ücretlerin düşürülmesini sağladık.

Bu çalışmalarımız arasında İzmir’in çevresel sorunlarını da sürekli gündeme taşıdık. Gerçekleştirdiğimiz bunlara benzer çalışmalar aslında mevcut merkezî ve yerel yönetimin kentteki eksikliğini de göz önüne seren çalışmalardır.
Geldiğimiz noktada ülkemizde ekonomik, sosyal ve siyasî istikrarsızlık had safhaya yükseldi.

Bu yüzdendir ki; son zamanlarda yurtdışındaki uluslararası çeşitli ekonomik kuruluşların Ülkemiz ekonomisine yönelik risk uyarıları giderek artıyor. Yabancı yatırımcıların iktidardan duydukları endişeleri de içeren bu uyarılara iktidardan kimse kulak asmıyor. Ülkemizin 2014 yılında her ay ortalama 18 milyar dolar sıcak paraya ihtiyacı var. Oysa 2014 Ocak ayında; iktidarın neden olduğu istikrarsızlık ve demokrasi dışı uygulamalarından rahatsız olan 3,1 milyar dolarlık yabancı kaynak ülkemizden çıktı. Ülkemizin borçları; artan faizler nedeniyle daha pahalı borçlanmayla ve Merkez Bankası’nın rezervlerinden karşılanıyor. Bu sürdürülemez durumun nereye kadar devam edeceği ise belli değil.

Geçtiğimiz süreç içerisinde İzmirli girişimcimiz büyük bir yılgınlık ve yorgunluk içinde. Yıllardır beklediği ilgiyi mevcut iktidardan göremedi. Başarısız ekonomi politikaları nedeniyle yılbaşından itibaren İzmirli girişimcimizin % 7-8 olan banka kredi faizleri; iyi müşteriler için % 12- 13, riski biraz fazla olanlar içinse % 16- 17’ye yükseldi. Yatırımcının, sanayicinin faiz giderleri % 100 arttı. İşsizlik yeniden çift hanelere çıkarak % 10’lara yükseldi, İzmir’de yüzde 16’lara dayandı. Yatırımcıların gelecekten endişe duyulması nedeniyle işsizlik daha da artacak. Diğer yandan mevcut iktidarın yürüttüğü başarısız teşvik uygulamaları neticesinde yatırımcılar İzmir yerine, başka illeri tercih ediyorlar. İzmir’in kaybetmesine halen göz yumuluyor.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak; yatırımı, üretimi, ihracatı, istihdamı artıran, dışa bağımlılığı azaltan ve yerli üretimi artıran bir teşvik modelinin esas alınması gerektiğine inanıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi; ülkesinin bütünlüğünü ve Anayasa ile hüküm altına alınan temel ilkelerini savunan bir partidir. Bu inançla İzmir ve Türkiye için gerçekleştirmek istediğimiz projelerimizi samimi olarak hayata geçirmek istiyoruz.

Artık yerel seçimlerde son virajdayız. Şimdiden tüm Türkiye’de olduğu gibi İzmir’de de sahte oy pusulalarının basıldığını, sahte mühürlerin hazırlandığını ve sandık kurullarının teşekkülünde birtakım oyunların oynandığını duyuyoruz.

Bu yerel seçimlerde sandık güvenliği çok önem arz ediyor. Bu yüzden tüm Türkiye’de Milliyetçi Hareket Partisi olarak sandıkların yakın takipçisi olacağız ve sahip çıkacağız. İzmir’in de bu konuya sahip çıkacağını düşünüyoruz.

Sözlerimi bitirirken 30 Mart yerel seçimlerinin ülkemize, İzmir’e hayırlı olmasını diliyor, İzmir’in hak ettiği gün ve hizmetlere ancak Milliyetçi Hareket Partili belediyelerle ulaşabileceğini belirtmek istiyorum.